Rumeli Neresidir, Kısaca Bilgi

Daisywine

Üye
Üye
Katılım
30 Eki 2017
Mesajlar
49
Beğeniler
20
Puanları
8
#1
Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa topraklarına verilen ad. İlk önceleri imparatorluğun Anadolu’daki toprakları da bu adla anılıyordu. Orhan Bey zamanında Gelibolu’nun alınmasının (1352) ardından, Osmanlı Devleti’nin Avrupa’da ilerlemesiyle birlikte, Rumeli deyimi yalnızca Avrupa’daki topraklar için kullanılmaya başlandı. Bu topraklar yönetimsel olarak Rumeli beylerbeyine bağlandı ve sancaklara ayrıldı. İlk beylerbeyi de Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa’ydı. Devletin sınırları Balkanlar’ı aşınca Rumeli eyaletinin dışında yeni yeni eyaletler kuruldu. Kanunî zamanında 370.000 km2 ye ulaşan Rumeli toprakları, 17. yüzyıldan başlayarak 18. ve 19. yüzyıllar boyunca hızla daraldı. Bulgaristan, Macaristan, Yunanistan, Sırbistan gibi bağımsız devletler kuruldu. Osmanlılar, Balkan Savaşı’ndan (1912) sonra Rumeli’deki topraklarının büyük bölümünden çekildiler ve kitlesel göçler oldu. Bugün dar anlamda Rumeli adı, İstanbul Boğazı’nın Avrupa yakasına verilmektedir.

Osmanlı Devleti’nin Avrupa kıtasında bulunan bölümü “Rumeli” olarak adlandırılmıştır. Başlangıçta “Roma Ülkesi” anlamında Rumeli (Diyar’ı Rum) ile Anadolu kastediliyordu. Osmanlılar Avrupa kıtasında arazi sahibi olunca bu kesimi Rumeli olarak adlandırdılar. Osmanlıların Rumeli’ye ilk geçişlerinin Osman Bey devrinde olduğuna dair rivayetler varsa da Rumeli’ne yürüyüşleri ilk defa 1354’de ve Gelibolu civarındaki bazı kalelerin fethi şeklinde gerçekleşti. İlk Rumeli Beylerbeyi, Rumeli fatihi olarak kabul edilen ve orada ölüp defnedilen Orhan Bey’in oğlu Süleyman Paşa’dır. Rumeli arazisi 17. yüzyılın sonlarına kadar genişledi, bu tarihlerden itibaren de toprak kayıplarıyla daralmaya başladı.

rumeli.jpg


Avrupa kıtasında Osmanlı ilerleyişi I. Murad devrinde hızlandı. Edirne, Gümülcine, Filibe, İskeçe, Drama, Kavala, Serez, Manastır, Ohri, Sofya ve Mora’da bazı şehirler onun döneminde fethedildi, başkent Bursa’dan Edirne’ye taşındı. Fatih Sultan Mehmet devrinde Sırbistan, Bosna, Hersek ve Arnavutluk fethedildi. Böylece Osmanlı Avrupa’sının temel haritası meydana geldi.

Osmanlılar Anadolu’yu nasıl vatan olarak gördülerse Rumeli’yi de aynı şekilde mütalaa ettiler. Hatta Rumeli’ne Anadolu’dan daha fazla itina gösterdiler, daha fazla imar etmeye çalıştılar. Bu bölge, sürekli olarak Anadolu’dan getirilen Türklerle iskan edildi, yerli ahaliden Müslüman olanlarla özgün bir Rumeli kültürü meydana geldi. Devlet iki beylerbeylikleriyle idare edilmeye başlandığında Rumeli beylerbeyliğinin merkezi Sofya oldu.

Rumeli’nin XVII. yüzyıldan sonraki dönemi, geri çekilişle birlikte başlayan muhaceret (göç) dönemidir. Müslüman ahali büyük acılar ve hüzünler içinde perişan halde vatan belledikleri yerleri terk ederek sürekli doğuya hicret ettiler. Bu hicret yüzyıllar boyu sürdü ve hâlâ da kesilmedi.

Osmanlı Avrupa’sı, çok kısa zamanda önemli ilim ve kültür merkezlerine sahip oldu. Osmanlılar hem eski şehirleri ihya ettiler, hem de yeni şehirler meydana getirdiler. Buralarda önemli ilim adamları, şairler, e-dipler, sanatkârlar yetişti.

Rumeli Müslümanları, Türkçeyi Anadolu ahalisinden biraz farklı konuştular, kendilerine özgü bir mûsikî oluşturdular, Osmanlı kültürel zenginliği içinde özgün bir yer edindiler. Onlar kuzey ve batıda Müslümanların uç bölgesinde, serhadde olmanın manevi sorumluluklarını taşıyarak yaşadılar. Bütün kültürlerine bu sindi. Bu çerçevede ortaya çıkan “Serhat türküleri” ya da “Rumeli türküleri” olarak müzik kültürümüz içinde yer alan havalar, derin bir gurbet hüznüyle birlikte yiğitlik terennümleri ile doludur.

Kendisi de bir Rumelili olan büyük şairimiz Yahya Kemal Beyatlı Rumelilik psikolojisini “Açık Deniz” şiirinde şöyle dile getirir:

Balkan şehirlerinden geçerken çocukluğum,
Her lahza bir alev gibi hasretti duyduğum.
Aldım Rakofça kırlarının hür havasını,
Duydum akıncı cedlerimin ihtirasını,
Her yaz şimale doğru asırlarca bir koşu,
Bağrımda bir akis gibi kalmış uğultulu…
Mağlupken ordu, yaslı dururken bütün vatan,
Rüyama girdi her gece bir fatihane zan.
Hicretlerin bakiyesi hicranlı duygular,
Mahzun hudutların ötesinde akan sular…
 
Üst